çocuk ve çevre kirliliği

<!-- /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:""; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:"Times New Roman"; mso-fareast-font-family:"Times New Roman";} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} -->

çocuk ve çevre kirliliği

DERLEME

 

Çocuklarımız bugün eski kuşakların yaşadığı çevreden çok farklı bir çevrede yaşamaktadırlar. Teknoloji, nüfus ve üretilen ürünlerde 20 yüzyıl da bir patlama olmuştur. Mevcut teknoloji çağına en önemli katkılardan biri binlerce yeni kimyasal maddenin keşfi ve kullanılmasıdır. Bugün çocuklarımıza miras bıraktığımız çevrede ormanları aşırı tüketilmiş, toprakları erozyon ile çoraklaşmış ve denize akıtılmış, suyu ve havası kirlenmiş, besinleri aşırı gübre, tarım ilacı ve hormanlarla bozulmuş, yeşili gri betona ve mavisi boz bulanaık renge dönüşmüş denizler, göller, ırmaklar bırakıyoruz. Üzerinde yaşadığımız gezegeni yaşanamaz ve sürdürülemez yapmak için elimizden geleni ardımıza koymuyoruz. Daha fazla gelir için herşeyin suni/sentetiğine yönelerek doğal ürünlerden uzaklaşmak, üzerinde yaşadığımız dünyayı geleceğimizin umutları çocuklarımız için daha da yaşanmaz duruma getirmektedir.

 

Dünyamız Zehirli Bir Çorba Gibidir

 

Bugün, 1940’larda olmayan/bilinmeyen, yaklaşık 80.000 sentetik kimyasal madde dünyada bulunmakta/kullanılmaktadır.

15.000 kimyasal ortak/genel kullanımdadır.

Her yıl 1.500 kadar yani kimyasal madde piyasaya sürülmektedir.

Bugün vücudumuzda 60 yıl önce bilinmeyen/bulunmamış yaklaşık 400-500 kimyasal madde taşıdığımız tahmin edilmektedir.

Bunların sadece %7’sinin insan sağlığına etkileri tam olarak test edilmektedir.

Bir kimyasal maddenin birbiri ile etkileşiminin insan sağlığı üzerine etkileri incelen-memektedir.

Kimyasal maddeler dünyanın aynı zamanda her yerinde bulunabilmekte ve bu insan yapımı kimyasalların izlerine/kalıntılarına insanlar ve canlılarda rastlanabilmektedir.

ABD’de DDT yıllar önce yasaklanmasına karşın hala çevrede ve insan vücudunda tespit edilmektedir.

Son onlarca yılda, kimyasalların olumsuz sağlık etkileri vahşi yaşamda hissedilir derecede artmıştır.

İnsanoğlunun ana rahmine düşüşünden ergenliğe kadar geçen süredeki gelişiminde çevresel felaketlere/zehirlere hassasiyeti emsalsizdir.

Bazı kimyasallara maruz kalındığında kalıcı ve geri dönüşümsüz hasarlar doğabil-mektedir.

Risk Nedir?

 

Risk, bir madde veya durumdan belli koşullar altında zarar oluşturabilme olasalığıdır. Risk tanımının iki bileşeni vardır ve bunlar sağlık etkisi yaratmada birbirini tamamlarlar.

 

Kirletici tehlikeli midir?

Maruz kalma potansiyeli var mıdır?

Maruz kalma ve tehlikeliliğin birbirini etkileme olasılığı risk belirlemenin temelidir. Zararsız maddeye maruz kalındığında tehlike riski yok iken zararlı maddeye maruz kalındığında tehlike riski vardır.

 

Gönüllü (İstekli) ve Gönülsüz (İsteksiz) Riskler

 

Sigara içme, uyuşturucu/ilaç kullanımı veya doygun yağ (tereyağ/margarin) yeme gibi riskler gönüllü; ev/ofis/otel vs gibi yerlerde zemin malzemelerinden çıkan formaldehit (uçucu organik madde-VOC) solunumu veya sokakta duman teneffüsü gönülsüz risklerdendir. Gönüllü riskleri azaltmak kişinin elinde/tasarrufunda iken gönülsüz risklerden toplumu korumak ve en aza indirmek tarafsız devlettin, bilim adamlarının ve kanun koyucuların görevidir.

 

Nasıl Belirlenmelidir?

 

Risk belirlemede 4 aşama vardır:

 

Veri Toplama: Ne kadar ve nerede risk vardır.

Maruziyet: İnsanların tehlikeli maddeye maruz kalma yoğunluğu, sıklığı, süresi, yolu (hava, su, toprak) nelerdir.

Zehirlilik (Toksiklik): Zehirli/tehlikeli maddenin miktarı, dozu, tepkisi nelerdir.

Risk: Maruz kalanların sağlık etkilerini maruziyet ve doz/tepkisini matematiksel belirleme.

İdeal olarak, risk belirleme tarafsız bakışla belirlenmelidir. Risk belirleyici mevcut veriyi sosyal/toplumsal, ekonomik ve kültürel yönleriyle değerlendirip bir politika oluşturmalıdır.

 

İnsanların Toksinlere Maruz Kalma Yolları Nelerdir?

 

Solunum yoluyla: Kirli havayı isteyek/istemeyerek teneffüs etme.

Sindirim yoluyla: Kirlenmiş su/besin yeme/içme (ABD’de besinlerin %35’i tarım ilaçları ile kirlenmiştir)

Deri Absorpsiyonu: Kirlenmiş toprak, su, yüzey, madde ile temas yoluyla.

 

 

Niçin Çocuklar Zehirli/Tehlikeli Maddelere Özellikle Daha Hassastır?

 

Çünkü, çocuklar vücut ağırlıklarına oranla gelişmiş insanlardan daha fazla yer, içer ve nefes alır. Örneğin çocuklar gelişmişlerden 7 kat daha fazla su içer ve ortalama 2 kat daha fazla hava alır. Çocuklar ağırlıklarına oranla 2-8 kat daha fazla besin yerler. Onlar 5 yaşına kadar, besinler yoluyla yaşam süreleri boyunca alacakları böcek öldürücü zehrin yarısını alırlar. Ayrıca çocuklar gelişmişlerden farklı davranışlara sahiptir. Onlar yerde (daha önce böcek öldürücüler veya diğer kimyasal maddelerle işlem görebilmiş zemin veya yer döşemelerinde veya bahçe/parklarda çimenlerde) daha fazla zaman harcamaktadır. Çocuklar aynı zamanda daha çok el-ağız transferi yapar ve eşyalara ve yüzeylere ellerini yıkamadan dokunma alışkanlığına sahiptirler. Böylece onların bu tür tehlikeli maddelere maruz kalmaları artmaktadır. İlave olarak da, çocukların birçoğunun biyolojik sistemleri – endokrin, sinir, hormonal, üreme ve bağışıklık- hala ergenliğe kadar gelişim halindedir. Çocukların besinleri absorplama oranı gelişmişlerden farklıdır. Örneğin hazım sistemine alınan kurşunun (Pb) bir gelişmiş tarafından %10’u absorp edilirken, çocukta %50’si absorp edilebilmektedir.

 

Çocuğun ilk çevresinde, ana rahmindeki cenin kan dolaşımıyla plasentaya geçebilecek bir çok kimyasal maddeden kalıcı hasarlara maruz kalabilmektedir. Bu kimyasallar kurşun, poliklorlüfeniller, metilcıva, etanol ve sigara dumanındaki nikotin vs olabilir. Çocukluğun erken dönemlerinde elin ağıza gitmesiyle bazı tehlikeli maddeler boya tozları/dökün- tülerindeki kurşun, böcek öldürücü ilaç kalıntıları vs. vücuda alınabilmektedir.

 

Çocukların yeme alışkanlıkları gelişmiş insanlardan oldukça farklıdır. Çocuklar ağırlıklarına oranla daha fazla meyve-sebze yer ve daha fazla sıvı (su, süt vs) içerler. Bu yüzden çocukların ağız/beslenme yoluyla alınan zehirli maddelere (kurşun, böcek öldürücü ilaçlar, tarımsal gübre kalıntıları, sudaki endüstriyel atıklar, nitrat/nitrit, kişisel bakım ürünleri kimyasalları vs) maruz kalma potansiyeli gelişmiş kişilerden daha fazladır. Zehirli maddelerin kümülatif ve/veya birleşik (multiple) etkileri ve potansiyel sinerjik etkileri tam bilinmemekte olup daha fazla araştırma istemektedir. Çocuklar toksik maddelere okul, ev, hastane ve ofis yapı ve dekorasyon malzemelerinden de maruz kalabilmektedirler.

 

Çocuklar gelişmişlerden çok daha yüksek konsantrasyonlarda toksin alırlar. Bazı toksinlerin küçük tek dozunun kritik gelişme evresinde alınması öğrenmeden üreme sorununa kadar kalıcı gelişim bozukluklarına sebep olduğu bilinmektedir. Bir çok toksinler vücut yağlarında biyolojik olarak birikir ve anneden çocuğa emzirme ile geçebilir.

 

Son çalışmalar çeşitli kimyasal toksinlere maruz kalındığında astım, doğum hataları, davranış bozuklukları, öğrenme güçlükleri, otizm, kanser, çocuk hastalıkları, bozulan bağışıklık sistemleri, sinir bozuklukları ve üreme dengesizlikleri gibi sağlık sorunları yaşanabildiği uzmanlarca ifade edilmektedir. Bu yüzden kronik çocuk hastalıklarına sebep olan çevresel sebeplerle ilgili araştırmalar desteklenmeli, sentetik kimyasallara alternatif doğal ürünlerin kullanımı ve/veya geliştirilmesinde koruyucu ve teşvik edici önlemler alınmalıdır. Çevresel toksinlerin çocuklarımıza zarar vermeden önce azaltılması/yokedilmesi için topluma, devlete ve milli girişimlere destek verilmesine ihtiyaç vardır.

 

Bu Endişeler Niçin Şimdi Dile Getiriliyor?

 

Rachel Carson yaklaşık 40 yıl önce “Silent Spring” isimli kitabında toksik kimyasalların sorunlu sağlık etkilerini yazdığında çoğunlukla kritize edildi ve tartışmalara yol açtı. Ancak yakın zamanda, politikacılar, sanayiciler ve bazı araştırmacılar yavaş yavaş ta olsa sağlık ve çevre arasındaki ilişkiyi kurabildiler. ABD’de 1993 yılında Milli Bilim Akademisinin “Böçek Öldürücü ve Tarım İlaçlarının Çocuklar Üzerine Etkileri” isimli yayınından sonra toplumun bir çok kesimi çevresel toksinlere maruz kalma ile çocuk kanserleri, zayıflayan bağışıklık sistemi, astım, öğrenme güçlükleri ve diğer sağlık sorunları ile ilişkinin farkına varabildiler. Gelişmiş ülkelerde, bir çok organizasyonlar, devlet enstitüleri, akademisyenler ve sivil-toplum örgütleri şimdi çevre ve çocuk sağlığı üzerine önemli zaman harcamakta ve kaynak ayırmaktadır. Gelişmiş ülkeler çocuk sağlığı ve çevre için kanunlar ve düzenleyici politikalar üzerinde çalışmaktadır. Sanayiciler ise daha az toksik alternatif ürünler üretimi üzerine çalışmalara ağırlık vermek zorundadır. Dünyada 21. yüzyılda çevre sağlığı hareketleri çoğunlukla insan hakları, sivil toplum hakları, çevre ve kadın organizasyonları, çocuk hakları grupları, dini topluluklar, işçi hareketleri, sosyal gelişme ve dayanışma toplulukları tarafından desteklenmektedir. Dünya çocuk çevre sağlığı hareketleri gelecek jenerasyonların sağlıklı, adil ve sürdürülebilir geleceğe sahip olmasını ve üzerinde yaşadığımız dünyanın yaşanabilir kalmasını istemektedir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !